28.09.2008
Öykündür beni
27.09.2008
More than you
Tabi ki hiçbiri.
1ity trivia
Dı tif in yor heed.
det. de get. lan manyak şarkıya bak
Randomise
Radyoda sahur programı, derken, birdenbire, dışarıdaki yağmurun neden olduğunu düşündüğüm bir frekans atlamasıyla eski dostumuz Habib'le karşılaşıyoruz. Radyoda çaldığını hiç duymamış olduğumu düşünüyorum bu şarkının ve söylüyorum, "daha önce radyoda çaldığını hiç duymamıştım."
Yahu ne de güzel söylüyor, her ne kadar ne dediğini anlamasam da, dinlemeden edemiyorum. Dinliyorum. Dinliyoruz. Bitiyor. Kalkıp dişlerimi fırçalıyorum. Bir bardak soğuk su içiyorum üzerine. Saat 04:54.
Buyurun.
Habib Koite - Sirata
25.09.2008
Dongi Dongi Pril
Of be günük, şu annem de çay getirmese, normale dönmek için bayağı bir çaba sarfetmem gerekebilirdi. Neyse.
Bir reklam gördüm geçenlerde, Pril reklamı evet. Sürekli bulaşık makinesi üreticilerini konuşturdukları şu muhteşem reklamlar var ya, işte genelde Almanya'da gösterilen bu reklamları çevirip çevirip bize kaktırıyorlar burada. Misal en son örneği, Arçelik'le yaptıkları, Arçelik, tencereleri yıkamış yıkamış, en iyisinin Pril olduğunu söylüyormuş, da, bu Arçelik'in deterjan deneme bölüm başkanı kılığındaki bu abimiz neden Türkçe konuşmuyor. Hani Arçelik'ti kardeşim, ne zamandan beri Almanlar geldi Arçelikte Pril testi yapıyor, yemeyin ulan bizi.
Bir de Çelik vardı yahu, n'oldu ona? Dongi dongi dong'tan sonra daha iyisini yapamayacağını düşünüp terk-i diyar mı eyledi n'oldu? Hey gidi hey.
pişing
Sizin de mail kutunuzda şöyle bir mail gelebilir yakın zamanlarda, neydi lan bakim bir saniye, hah, buldum."Uydudan takiptesin" diye bir mail.
Girdim baktım, daha ilk cümlesinden antrikot olduğu besbelli bir mail. Aynen şöyle diyor;
----
soylediklerimi sakin hafife alma. ip adresin ile uydudan yerin takip ediliyorlar.bunu msn listendeki arkadaslarindan biri yapiyor. hangi arkadasin oldugunu anlamak icin HEMEN TIKLA: http://www.takib-ediyorlar.info sende arkadaslarinin yerini ip numarasindan tespit edebilirsin.bir dost..
---
Hahah, yahu okur okumaz bir kopuntu gelmişti zaten, web adresine de bak, "taki(b)-ediyorlar", o ne be, ulan yaptınız bari Türkçe'yi düzgün kullanın. Sosyal sorumluluğumun tavana vurduğu bir ana denk geldi, girdim denedim bakayım neymiş diye, sitenin görüntüsü şöyle;
Girmeyin yavrum siz de msn şifrenizi oraya buraya, töbe töbee. Buraya mail adresinizi girdiğinizde en iyi ihtimalle msn'inizdeki herkesin adreslerini alırlar, en kötü ihtimali düşünmek bile istemiyorum. Msn adresinize elveda diyebilirsiniz.
Neyse işte böyle yani, anafikri anladınız siz.
24.09.2008
Gaipten Vıjırtılar
Gözüm ağrıyor.
Yahu bütün gün bilgisayar başındaydım günlük. Sürekli bakmaktan mı ağrıyor bu göz? Ama bakmak ayrı görmek ayrıydı hani ne oldu o işe? Hiç.
Gözümün kılcalları kızardı valla. Yani kızarlarmış demek ki böyle şeylere bilemedim. Kızınca da kızarıyorlarmış. Yeni yeni tanıyorum kendimi ben de, yani beni hâlâ tanıyamayanlar çok da üzülmesinler.
Öyle işte, rutin bir gün daha, halbuki daha bugün dedim "oğlum hayatın rutine binmesi iyi değil, indir başka şeye bindir" diye, de daha bindiremedik bakalım rutinde gidiyoruz, hele bir Ramazan bitsin de, önce bir elektrogitara bindireceğim inşallah.
Sonracığıma gözüm ağrıyor hâlâ. Bir de arada bir "vıjk" "vijit" diye sesler duyuyorum, var mı böyle sesler? Şarkıdan oluyor olabilir mi acaba, dur bakayım başa alıp bir daha dinleleyim. Ha evet şarkıdanmış. Hehe bir an stres oldum gaipten vıjırtılar mı duyuyorum diye.
21.09.2008
Arri ve Derci
Bugün günlerden pazar, sabah 10da çalan telefonumla uyanamadım, telefonu kapatıp uyumaya devam ettim. Sonra dayımlar geldi, seslerini duydum, ama yine uyanmadım. Sonra dayımlar gitti, seslerini duydum ama yine uyanmadım. Evin telefonu çaldı, kalktım açıp anneme verdim, gittim tekrar yattım ama yine uyanmadım. Sonra beni ne uyandırdı bilmiyorum kalktım. Saat 14:30 muydu neydi.
Ohoo saat 17:00 olmuş bu arada. İftara hazırlık var şimdi içeride muammalı bir şekilde, bunu da anlamam muammalı falan değil, yemek işte belli ne yapılacağı, ne muamması bu gizem nereden kaynaklanıyor kardeşim, humma var bir de, o tamamen ayrı bir konu, humma muamma mualla nalan nayır nolamaz. Annem seslendi içeriden, mutfağa girdim yine, sihirli ellerimle mantar doğradım.
- Kültür mantarı mı bunlar?
- Bilemem canım akşama öğrenicez yiyince.
Şu anda sana son yazımı yazıyor olabiliyor olabilirim günlük, o yüzden tekrar görüşene kadar arrivederci.
Yukka
Uyusam?
Kapatsam gözlerimi.
Karanlığa alışsam.
10 dakika sonra uyanacak olduktan sonra yatmanın ne anlamı var diyebilirsin.
Ama ben 10 dakikada rüya bile görebilirim.
Gecelerimin dümeni tamamen bozuldu.
Özellikle de haftasonları tamamen rotamdan çıkıyorum.
Kontrolsüz bir şekilde kayalıklara doğru giderken sabah oluyor.
Ve ben işe gidiyorum.
Allah'tan.
Her gün, bir öncekinin iz düşümü üzerinden rapidoyla geçer gibi.
Hızlandırılmış bir hayat.
Dondurulmuş bir pizza.
Rappido rappido.
Electrifying.
analog
Etrafımı çevreleyen karanlığı bozan tek şey, önümdeki monitörden yayılan elektronlar halihazırda. Ve hâlâ bir lcd monitör alamadım günlük kendime, bu gidişle de alamayacağım sanırım. Tüylerimi diken diken eden bir şarkı dinliyorum dakikalardır ve sürekli. Dinledikçe üzerimdeki yeleğe daha çok sarılıyorum. Bazen karamsarlık insana gelir ve gitmez. Bu da öyle bir gece. Ve sadece gitmesini ummaktan başka yapacak bir şeyim yok.
Evans Blue - Eclipsed
18.09.2008
ttnet reklamı fiyaskosu bence
Yahu şu Gülse Birsel ile Özkan Uğur'un oynadığı en son ttnet reklamı var ya, az önce izledim. Şimdi büyük ihtimalle Özkan abimizin hareketlerine bakılırsa hard rock veya metale yakın bir şarkı dinliyorlar, çünkü Gülse ablamızda arada bir "aiuuu" "vaiuıoo" falan yapıyor, gitar havaları veriyor, birbirlerini duymuyorlar, anlamıyorlar, Özkan abimiz bak bak davula bak diyor, falaan filaaan... Buraya kadar bir şey demiyorum, da, yahu o eller ne o eller, şıkıdım şıkıdım parmak şıklatmalar falan, n'apıyorsun ablacım sen ya??? :) Öteki kopmuş, kafayı sallıyor orada, sendeki o şıkıdım şıkıdım modları ne öyle, çiftetellin mi geldi n'oldu, nasıl bir uyumsuzluk bu?
:) Yani itici olduğunu söylemek zorundayım, ttnet'im olmasa bu reklam bana ttnet aldırmazdı haberiniz olsun.
Anne ben ünlü gördüm :)
Öyle sıkıntılı sıkıntılı sevgili mp4 player'ımı takmış, Metallica'mızın nadide eserlerini dinliyordum ki, önlerden, aa, ooo, Cem Yılmaz'a bakın, aa Cem Yılmaz hakikaten, gibisinden serzenişler yükseldi. Ama tabi, servisteyiz, yayılmış yatıyorum, ışıklarda yeşile döndü, insen inilmez, öyle baktım ben de uzaktan uzaktan kafamı bile kıpırdatmadan.
Bildiğin insan ulan işte, telekomdan çıktılar, temizlikçilerle fotograf çektirdikten sonra, paşa paşa yürüye yürüye Gayrettepe'ye doğru gittiler, yanında da bir arkadaşı vardı sanırım, ulan baktım o da bildiğin insan yani, senin benim gibi. Şimdi bu ünlülerin arkadaş ortamlarını bilmediğimiz için dışarıdan bakınca sanki böyle farklı olacak diye düşünüyor insanoğlu, yok öyle düşünmeyin, ünlüler de insan, onların arkadaşları da insan. Bildiğiniz insan ulan.
Fe
- Bütün konularda haksız çıkıyorum hep, bunu düzeltmek için ne yapmalıyım?
Sonra da bir haber başlığı gördüm:
"Beynin daha iyi çalışması için demiri ihmal etmeyin."
Ama böyle olmaz, şimdi demirden demire de fark var, ayrıca şunu söylemek isterim ki, onun adı demir değil çelik. İçindeki karbon oranına göre çelikler kalite kalite ayrılır. Mesela st37 vardır bildiğin adi çeliktir, fazla yüke maruz kalamaz, st52 vardır, 60, 70, gider böyle. Paslanmazı vardır, ki her çelik paslanır, paslanmaz çelik diye bir şey yoktur, yay çeliği vardır, otomat çeliği vardır, vardır da vardır. İçinde demir geçenler dökme demirdir. Onlar demir diyebiliriz vak, vak ne ulan, bak. Karbon oranı çok düşüktür çünkü. Ayrıca dökme demir tava tencerelerle yemek pişirmek daha güzel sonuçlar verir. Pek çok ünlü şef dökme demir kullanır. Çünkü dökme demirler ısıyı daha homojen dağıtır, daha uzun süre tutar. Ama dikkat edilmelidir çünkü dökme demirler en çabuk paslanan türlerdir. Bunlarda genelde yüzeysel korozyon olur. Mesela bak vapura falan biniyorsunuz ya, vapurları bağladıkları iskele babaları genelde dökme demirden yapılır, ve sürekli paslıdır, ne kadar boyansa da paslanır, böyle bunlar, takmayacaksın fazla. Zaten bir yerde iyot varsa orada paslanma kaçınılmazdır, kaçınılmazsa zevk almaya bakacaksın, bir de halat mahalline girmeyeceksin. Ayrıca demir için yüzyıllardır simyacılar "♂" bu simgeyi kullanır. Female, latincesi femme'ydi galiba, oradan "Fe" bence.
Herşey iyi güzel de, insanın beynine beynine demir yemesi beynin çalışmasını nasıl iyileştirecek onu anlamış değilim.
çok çok
çok yağmur yağdı,
çok seller aktı,
çok gök gürledi,
çok şimşek çaktı...
da, kardeşim kimin arabasının alarmı bu saatlerdir ötüp duran, kapatsana lan.
(dipsnotslipknot: bu gece istanbula mevsimin ilk ve en şiddetli yağmuru yağdı. En son çakan şimşek yüzünden de hâlâ şu alarm ötüp duruyor. Bense havadaki ağırlıktan mı bilmem üçyüzbinmilyonuncu kez aynı şarkıyı dinliyorum.)
17.09.2008
Diskomgogıleyşın
Midem yanıyor günlük sabahtan beri, canım da sıkkın, işim de çok, daha hiçbir şey yapmadım, haberlere falan bakıyorum. İlginç şeyler olmuş yahu geçtiğimiz günlerde :)
BM kuruluşu Dünya Meteoroloji Teşkilatı (WMO), ozon tabakasındaki deliğin, şimdiden 2007’deki boyutlarını aştığını ve birkaç hafta daha büyüyeceğini açıklamış. Demekki bu delik büyüyüp küçülebiliyor.
Japon bilim adamlarının, ülkede uygulanan tartışmalı balina avından edinilen veriler doğrultusunda yaptığı araştırma, 1980’lerin sonundan bu yana Antarktika çevresinde avlanan 4500’den fazla balinadan alınan ölçülerin, hayvanların önemli ölçüde yağ kaybettiklerini ve endişe verici biçimde zayıfladıklarını gösterdiğini ortaya koymuş. Küresel ısınmadan hep bunlar.
Finlandiya’da, başkent Helsinki’de kullanılmak üzere, çöp atılınca kentin tanınmış isimlerinin sesiyle teşekkür eden çöp sepetleri geliştirilmiş. Ben de bir tane geliştirdim; "Bana bu çöpü attığınız için teşekkür ederim, ama keşke metalleri camları falan ayırsaydınız, onları geri dönüşüme gönderseydiniz, aa bak kağıt falan da var bunların içinde, naptın sen ya, toplamışın hepsini bi torbaya, çöpe attın şimdi yaptın görevini, herkes yapar bunu, adam olun ulan, al bunları şimdi ayrıştır öyle getir adamı hasta etme!".
İnternete anında bağlanamayanların yaşadığı sendroma bir ad verilmiş: "Discomgooglation". Yeni bir kelime, cümle içinde kullanalım. :) "my mother has got a discomgooglation" "i've seen a discomgooglation".
Dikine çizgili giysilerin, yatay çizgililerden daha zayıf gösterdiği yönündeki yaygın inanışın doğru olmadığı belirlenmiş. bunca yıldır zayıf görünmek için dikey çizgili elbiseler giyen insanlar, birleşin.
Bilecik-Söğüt yolunun 1-4, 7-9 ve 20-22. kilometreleri arasındaki yol yapım çalışmaları nedeniyle trafik servis yolundan veriliyormuş, trafik işaret ve işaretçilerine dikkat etmeliymişiz. Bunu da hiç anlamam, nası bi kalıptır bu, trafik işaret ve işaretçisi. iş mi yani bu, trafik işaretçisi diye insanlar mı var?
Yağmur bugün sabah önce Trakya’da başlayacakmış, ardından Marmara’ya yayılacakmış ve gece Batı Karadeniz’e ilerleyecekmiş. İstanbul’a şiddetli yağmur öğleden sonra gelecekmiş, su baskınları yaşanabilirmiş. Anam anam haberin yaşattığı strese bak.
Yağmur taneleri küre şeklindeymiş, gözyaşı şeklinde değilmiş. Aaaa yıllarca kandırmışlar beni. şahsen ben kendim böyle bilmiyordum.
16.09.2008
Know-How yanılsaması
- Peki nedir bu veryansının nedeni?
- Uykum var ulaen, başka ne olacak.
Sabah da 11:30 a kadar xxxxbank'taydık, know-how almaya gittik. Bu know-how dedikleri de resmen antin kuntin bir şey. Öyle okulda öğretildiği gibi, oo teknoloji transferi, artık gelişmiş ülkeler bilgi satıyor falan değil, ulan gittik, adamla mıy mıy bişeyler konuştuk, zaten ne dediğini de duymadım fazla, o kadar ağzının içinde konuşuyo ki adam, mıy mıy mıy uykum geldi iyice, muhasebe kayıtlarını falan verdiler, sonra müşteri bilgileri falan gözükmesin diye oraları silip verelim dedi, gitti bişeyler yaptı, şimdi bakıyorum da elimdeki notları herşey kabak gibi okunuyo, :) boş yere hava, bilgileri silecekmiş falan, peeh. Know-how aldığımız adama bak, güvenlik diye müşteri bilgilerini tükenmez kalemle karalıo, Allah'ım ne günlere kaldık.
Neyse, sonra geldim, öğlen yarım saat uyudum, valla kim ne derse desin, öğlen tatili sonuçta ne yapacağıma benim karar verebilmem lazım bu zamanda. Rüya bile gördüm.
Şimdi de eve geldim, sevgili Metallica'mızın kafamı yerine getirmesini dinliyorum. Şarkımız, "Broken, Beat and Scarred".
But we dieee harrd.
Akşama da evde sebzeli tavuk varmış.
Gıdak.
15.09.2008
Disconnect somehow
Kesinlikle ve kesinlikle o ilk 4 içinde olması gereken bir şarkı var şu anda bir yandan dinleyip bir yandan da yazdığım.
That! Was! Just! Your! Life!
Hatta kesinlikle ve kesinlikle 1. şarkı olmalıymış. Oaaaff.
Almost like your life,
Almost like your endless fight,
Cursed, the day is long,
Realize you don't belong,
Disconnect somehow,
Never stop complaining now,
Almost like your fight,
And there it went,
Almost like your life.
That was just your life.
Evet bu saygı duruşundan sonra, olağanüstü bir kıyak yapacağım şimdi sana günlük, hani demiştim ya, bir örnek şarkı yüklerim sana diye, işte o şarkı bu şarkı olacak,
Bekle...
13.09.2008
D.M.
(3 kelimeyle anlatırsam ancak böyle anlatabilirim.) Peki ıssız adaya düşsem yanıma alacağım 3 şeyden birisi olur mu bilmiyorum, ama mp4 player'ım var neden olmasın, olur olur, yükle direkt olarak, yani direkmen, ya da direkman, belki de direktman, her neyse.
Neden böyle saçmalıyorum biliyormusun günlük, çünkü şu an resmen zevkten delirmek üzereyim. Vohov. Canciğer şekerparemiz Metallica'mız en sonunda "Death Magnetic" albümünü çıkardı.
Dinlemeden önce pek çok yerde görüşleri falan okumuştum, ama yani ne diyeyim beklediğimden iyi çıktı albüm. Tam bir gürültü patlaması. Müzik aletlerinden çıkarılacak bütün sesleri çıkarmaya yeminli gibi çalıyorlar bu albümde, çoğunu da çıkarıyorlar. En son bu kadar çapraşıklarını Children of Bodom'un kopuk şarkılarında dinlemiştim.
Tekrar, vohooohoooov.
Şimdi bir süre buraya bu albümün şarkılarını eklemeyeceğim, iyice piyasaya düşsün de ondan sonra eklerim, albümlerini almadık bari en azından bunu yapalım sevgili Metallica'mıza...
Albümün kişisel en gaz parçalar sıralamamızda,
"All nightmare long" en gazlayan parça olarak birinciliği elde ediyor. Ohohohoooo, kopuk kopuk.
"Hunt you down without mercy
Hunt you down all nightmare long, yeah
Luck. Runs.You crawl back in
But your luck runs out
Luck. Runs. Out..."
İkincilik, albüme adını da veren "My Apocalypse" şarkısına gidiyor.
"Death Magnetiiic
Pulling closer still
Feel thy name annihilation
Desolating, Hail of Fire
So we cross that line
Into the crypt
Total eclipse
Suffer unto my apocalypse!"
Üçüncülüğü, James Hetfield'in vokali ile uçuşa geçen "Cyanide" alıyor.
"Wait, wait patiently
Your death-black wings
Unfolding sleep
Spreading on me"
Dördüncülük, "The end of the line" şarkısının olurken, Arch Enemy'nin de bu isimle bir şarkısını olduğunu ama aynı şarkı olmadığını da belirtelim. 4. dakikadan sonra şarkı resmen kopuyor. Resmen kopuyor... Resmen kop... Resmen... Resm... Res... Kop...
"New consequence machine
Burned through all your gasoline
Asylum overtime, never mind
You've reached the end of the line"
Sonuçta şöyle söyleyeyim ama yani, 1 2 3 4 falan tamam da, bunların arasında öyle dağlar yok. Ki diğer şarkıları da bunlara yakın performanslarda, para verip alacaksanız cidden değer yani. Bu güzide grubumuzu en içten duygularla tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.
Haydi günlük iyi bak kendine.
Astray dejavu
11.09.2008
Dial Log
- Tabiki, ismim şu şu, 19 Eylük Üniversitesi, Türk Pili ve Hacivatı Bölümünden mezun oldum, daha sonra da Mistanbul Üniversitesinde 1,5 sene Ekolojik Korelasyon aldım.
- Pardon ne aldınız?
- Jeolojik Ajitasyon aldım.
- Gene olmadı.
- Biyolojik Jenerasyon aldım?
- I-Ih.
- Siz beni işe almayacaksınız galiba.
- Galibası fazla.
- Patalojik Enflasyon?
- Teşekkür ederiz. Biz size olumlu ya da olumsuz döneriz.
- Ben de size olumlu ya da olumsuz ayranım.
- Teşekkürler çıkabilirsiniz.
- Teknolojik Kombinasyon?
- Çıkın.
- Şimdi o değil de, bir Jason Newsted vardı hatırlar mısınız? Metallica'da bass çalardı. İşte ne oldu ona diye soracak olursanız, Metallica'dan ayrıldı, acid punk rock'çulara katıldı utanmaz arlanmaz. Rock Star Supernova diye bir grubun altına imza attı. Bak bu da hoştan öte bence bayağı iyi bir şarkısı.
Rock Star Supernova'dan geliyor, It's... all... love.
10.09.2008
Vermid
Sevgili günlük şu an acıların çocuğu Emrah modundayım. Bugün şirketin iftarı vardı. Ne alaka diyebilirsin, ama aslında konuyla alakalı, ama buna sonra döneceğim dönebilirsem.
Öğlen vakitleri falandı dizimde acayip bir yanılsama yaşadım. Sol dizimde daha önceden de bir kaç kere başıma gelen bir ağrı sözkonusuydu, haşarı çocukluğun getirdiği kalıntılar bunlar sanırım bana. Üzerine fazla zorlamazsam ertesi gün geçerdi. Öyle böyle akşamı ettim. Ama akşama doğru ağrılar şiddetlenmeye başladı.
Ama asıl darbeyi işte bu yemekte yedim. Dizimi büküp o kadar süre oturunca, sonra da kalkıp, tee Astoria'dan stadın arkasına şu meşhur 129K'ya kadar yürüyünce bende kayışlar attı tabi, futbolcuların yan bağlarının kopmuş haliyim günlük, bağlayanım yok. (Ulan bi insan evladı da gelsin "aksıyorsunuz kolunuza gireyim" desin, önce "yok hamfendi önemli değil" desem de ısrar falan etsin, insanlık ölmüş ya), [Bu arada neden böyle dedim, çünkü ordan oraya gidene kadar etrafımdan geçenlerin %90'ı kadındı] Neyse, dediğim gibi gerçi ona da yürüyüş demeye bin şahit ister. Neyse, sonra güzel 129K'mıza bindim herzamanki yerime gittim oturdum. İşte üçüncü darbeyi de burada yedim. Yine o kadar süre o şekilsiz iett kanepesinde oturunca iyice yamuldu dizim. Bostancı'da inerken de küt diye sol ayağımı yere vurdum oooh oldumu sana 4,5 tan 5. Bunu iki sayıyorum harbiden çok acıdı günlük yani öyle böyle değil, kulaklık vardı kulağımda, kendi söylediklerimi duymadım ama duyanlar varsa özür diliyorum onlardan.
Sonra oradan da 16A hurdasına bindim, ulan şu 16A'ları yenileyemediler gitti, heryerde yeşil yeşil mersolar, 16A'da hâlâ haykıran ikaruslar. Neyse, artık dizim iyice zıvanadan çıkmıştı, kahkahalar içinde sokağımıza girip, merdivenleri teker teker çıkıp, eşsiz kahkahalar eşliğinde hayatımın en eğlenceli bağcıklı ayakkabı çıkarma macerasını yaşadım.
Vermidon attık bir tane ama daha bana mısın demedi. Kimeyim ulan kimeyim, sanayım tabi kime olacağım?
Şu şarkıyı da özel olarak dünden beri bekletiyorum bugüne kısmetmiş, şarkımız sevgili vermidonumuza ve o işte bana yolda yardım etmeyen koluma girmeyen tüm havalı hatunlara gidiyor, "Nickelback" söylüyor, "Believe it or not" diyor. Neden bu şarkı gidiyor, çünkü yol boyunca bana yardım eden tek şey bu şarkı oldu. Bu da böyle psikolojik bir olgu olsun.
Haydi, beni acılarımla başbaşa bırakın şimdi. Kaçın, kendinizi kurtarın. Yavaşlatırım ben sizi, Nayııır.
8.09.2008
46 numaralı koltuk
Yazıyı okumadan önce şu üçgene tıklamanız, olayın interaktif boyutunu daha yakından kavramanızı sağlayacaktır.
7.09.2008
Patiska
Güzel bir pazar günü günlük. Büyük yeğenimin, ki önce doğana büyük diyorduk bunu ikiyüzellimilyarkere söyledim, ve küçük yeğenimin, bana tee Muğla'nın şirin beldesi Dalyan'dan getirdikleri, dalyan gibi bir kaplumbağa heykelciğine bakarak sana bu satırları yazıyorum. Aman da ne şirin bir şey bu böyle. Ama bu yeni bir olay değil, neredeyse 15 gün önce getirmişlerdi "güle güle kullan" iyi dileklerinin yazıldığı bir not kağıdı ile birlikte. Hehe, birisinin yeğenime kaplumbağa heykelciklerinin güle güle kullanılmayacağını anlatması gerekli. :) Sağolsunlar varolsunlar.
Sabah sabah nereden aklıma geldiyse "nikelbek" geldi. "Yahu" dedim, "nikelbek diye bir grup vardı, dur bakayım şunların şarkılarından bir kuple indiragandi yapayım". Ki yaptım da, utanmazın daniskasıyım, çevrecinin de daniskasıyım. Dansk. Serbest çağrışımın kralı, Danimarka. Peynir. İnek. Hayvan. O beybi, vi ar jast a kapıl of enimıls.
Yazının baş tarafında Nickelback manyakları için hayvan gibi bir şarkı var. Hayvanlar gibi şarkı dinlemeyi seven herkese bu şarkı benden gelsin.
Cracked
Magnet
Bildiğin ya da bilmediğin ya da öğreneceğin üzere sevgili Metallica'mız, şu lise yıllarımıza damgasını vurmuş güzide heavy metal grubumuz, canımız ciğerimiz, 12 Eylül'de bir albüm çıkarıyor. Adı "Death Magnetic"
Kapağı da ahanda böyle.

Al sana benden kıyak, üşenmedim albümün preview'ini mp3 yaptım. 30 sn'lik parçalar halinde kısa kısa tanıtmışlar şarkılarını. Buyur dinle sırasıyla.
#1 - That Was Just Your Life
#2 - The End of The Line
#3 - Broken Beat & Scarred
#4 - The Day That Never Comes
#5 - All Nightmare Long
#6 - Cyanide
#7 - The Unforgiven III
#8 - The Judas Kiss
#9 - Suicide & Redemption
#10 - My Apocalypse
Şarkılar hakkında yorum yapmayacağım, ki 30sn'lik introcuklardan da yorum yapmam, ki yani Metallica ama daha ne diyeyim.
Ha ama şunu diyelim, aah ah nerde şu "And justice for all"lar, "Blackened"ler, efendim bir "Master of puppets"lar falan da demeden edemiyor insanoğlu, ama n'aparsın.
5.09.2008
Afal
4.09.2008
Raf ömrü 5 gün
Kendim şahsen şu şarkıyı dinleyerekten uzun bir yolculuğa çıkıyorum, iftara evde yokum, bekleme beni, ya da bekle, sen bilirsin.
hay bin kunduz
Yakında Mac ve Linux sürümleri de çıkacakmış, daha henüz beta aşamasındaymış, ayrıca bazı yerlerde değinildiği gibi, girdiğiniz siteleri falan kafasında tutup, sonra size aklına estiği şeyleri atabilirmiş, attırabilirmiş (ama sanki şu an başka hiçbir yerde yapılmıyor bu hah), bazı sitelerin görüntülenmesinde yamulmalar oluyormuş, sonra efendim insanın kendisinin kurup görmesi gerekirmiş, kullanışlı ve hızlı olduğuna dair söylentiler varmış, denemeden bilinemezmiş falan da filan. Sonuçta daha beta yahu, ben beta şey kurmam da diyebiliriz, ki ben diyorum :) Ama denemek için belki kurulabilir. Çünkü merak da ediyorum. Şöyle de bir söz var, fazla merak cildi bozar. Bir de şöyle de bir söz var, her koyun ve bacağı. Ki hakkında firefox'un tırnağı bile olamaz, internet explorer'ın kaynı bile olamaz, operanın eniştesi belki olabilir gibi atıp tutmaların da olduğu bir gerçek.
Ahanda bu linkten de inceleyebilirmişiz.
http://www.google.com/chrome/intl/tr/features.html
Vatana millete hayırlara vesile olsun diyelim o zaman. Hay maşallah yürü be. Oh be hadi be vay be yürü be, ben bir masa olsaydım.
2.09.2008
Gölü nilüferler basmış
Koskocaman Abant Gölü'nün 1/4'ü nilüferler tarafından istila edilmiş. Diğer canlıların da yaşamlarını tehdit etmeye başlamışlar. Bu şokedici gelişme karşısında resmen şoke olduk biz de.
Yetkili olduğunu düşündüğümüz ama fevri tavırları nedeniyle çok da emin olamadığımız bir kişi olayı şöyle açıklıyor, Dinliyoruz;
- Adın ne amca senin?
- Bu kıyılardaki otellerlen çay bahçeleri yüzünden oluyor efedim bu nilüfer istilası, otelleri çay bahçelerini açıyorlar efenim böyle bol bol, ondan sonra gelsin nilüferler. Yok efenim huzur muzur kalmadı, her an nilüfer tehditiyle yaşıyoruz, çoluk çocuk evden çıkamaz olduk, mesela bizim hanım bir bakkala gidecek oldu geçen gün, hoop hemen nilüferler tehdit etti hanımı, psikolojikman sallantıdayız, ıspanak yiyemiyoruz efenim, yeşil olan herşeye karşı bir tavır oluştu. Nerede bu devlet?
- Evet işte mağdur vatandaşın isyanı, yetkili sandık ama aslında yetkili değilmiş, dertliymiş amca.
- Evet mağduruz biz.
- Akşama ne yemek var amca? Ne yaptı yenge? İnsan bir iftara kalın falan der.
- Yok evladım mağduruz biz. Nilüfer mağduruyuz biz.
- Hay nilüferinizi...
Son gelen haberlere göre toplanan nilüferler, küresel ısınmaya dikkat çekmek amacıyla bu eylemi yaptıklarını belirterek, "mor menekşe" şarkısı eşliğinde ironik bir şekilde eylemlerine devam ediyorlarmış.
"Göölgelerin kollarında, haatıralar parça parça, bee nona tutsak, neeerdee neeerdeee, en son çizgi nerdeee."
Evet, Abant'tan yaptığımız banttan yayın burada sona eriyor sayın seyirciler. Gelişmeler oldukça biz size döneriz.
hoşt
http://www.bostondynamics.com/content/sec.php?section=robotics
Massachusetts'te Boston Dynamics diye bir firmanın ürettiği robotlar. İlk bakıldıklarında garip oyuncaklara benziyorlar. Ama videoları izlemenizi tavsiye ederim.
Özellikle şu BigDog 'u izlerken resmen dehşete düştüm. Oha dedim ya bu nedir böyle :) Terminatör filminin gelecekten gelen geyiği gibi :) ama neden BigDog demişler anlayamadım. geyik gibi bişe bu, köpekle alakası yok ki :) Diğerleri de ilginç. Alllahım sen bizi koru, bunlar dünyayı ele de geçirir ilerde :) Hoşt ulan hoşt!
1.09.2008
farketmiş bulunuyorum (editlenmiş süper speşıl edişın)
killing me softly
Bir de dün gece uyumak üzereyken ya da sahura kalkmak üzereyken ya da sahurdan yatmak üzereyken aklıma bir şey gelmişti. Neydi lan, unuttum galiba. Yok unutmamışım, hatırladım. ive2go evet bu gelmişti, ay hev tu go yani. Bir de faq geldi. Sıkça sorulan sorular mottosunun İngilizcesinin kısa yazılışı, ama okunuşu farklı, işte bu İngilizcenin çok ayıp bir yönü, hep beraber kınayalım İngilizceyi, "faq yu" o zaman. (Ahanda gitti oruç.) Adam gibi dil, yazıldığı gibi okunur kardeşim. Kaz mesela, ya da kazma, ya da kaz gelecek yerden tavuk esirgeme. Bak ne güzel.
sen sus gözlerin konuşsun
Boşver bazılarının ne kadar şey olduğunu falan,
Düşünme kimler nerelerde nasıl,
konuşmayalım bunları...
Bana biraz akşam ne yiyeceğimizden bahset.
Karnım aç ulan!
Filmografik Manyama
Dün arkadaşlarla "aynalar" filmine gittik. Fena değildi film. Korku gerilim olayına ilgi duyan arkadaşlara tavsiye olunur. Biraz halka mantığındaydı. Zaten sonunda da yazmışlar, "Bu film kore sinemasından -in the mirrors- filmi baz alınarak çekilmiştir" diye.
Keyfır Sadırlend oynuyor. 24'ün Cek Bağver'i. Bir de bu adamın oynadığı "Çizgi Ötesi" diye bir film vardı, hani tıp öğrencileri, birbirlerini öldürüp öldürüp diriltiyorlar, öteki tarafa gidip gidip geliyolar falan, bak kaç yıl geçti hala hatırlarım, ulen ne güzel filmdi be.
Bir de cnbc-e de bir zamanlar, Thesis (Tez) diye bir film izlemiştim, gerilim deyince aklıma geldi, cidden güzel bir filmdi.
Bir de şey vardı ya, Uzaylı Zekiye miydi neydi, noldu ona? Gerçi şimdiki zaman televizyonundaki bez bebekleri, seleneları, prensen perfinyaları falan görünce, daha bir yamuluyor ya insan o da ayrı bir tez konusu.
Bir de Neşe olayı vardı, kronik kepek sorunlu kız. N'oldu ya buldu mu birini artık? Kepekleri yüzünden bir düzgün sosyal hayatı olamadı gitti kızın. Neşe Oya Arzu Kaya grubuna katıldığı konusunda iddaalar var ama, çok gerçekçi gelmedi bana. Bilemiyorum, belki de? Yoksa?






