26.02.2011

Bir çağrı merkezinden daha hiç yardım alamadım

Evvet sevgili günlük, tekrar merhaba.

Sana bugün, şurada bahsettiğin yazıyı yazacağım. Şurası: Burası.

Şimdi sevgili günlük biliyorsun benim bir netbook'um vardı. Aslında hâlâ var. Ama artık gelişen teknoloji ve ilerleyen iletişim çağına ayak uyduramadı kendisi, ve "değişmeyen tek şey değişimdir" mottosundan haragatla (Ahhahaha hareketle lan hareketle, sen de hemen aa o ne demek acaba falan, hey Allah'ım ya, neyse.) kendisiyle yollarımızı ayırmaya karar verdik. Ama yapıştı ayaklarıma kapandı, abi abi n'olur beni atma, n'olur abi, abi size baba diyebilir miyim falan yaptı. Üzüldüm lan ben de, tamam ya dedim satmıyorum seni, ama bundan sonra fazla ilgi bekleme benden falan dedim, heveslenmesin diye.

Bir kaç gündür internette gizli gizli takip ettiğim bir kampanya vardı. Turkcell'in HP DM1 dizüstü bilgisayar kampanyasıydı bu. Mesela şuradaydı.

Zaten normalde de evde internet bağlantım olduğu içün, anormalde bir de öyle 4 gb falan bağlantıya ihtiyacım olmaz diye düşünüp 1 gb'lık olanını çok da düşünmeden kapızladım. Marizledim. Çakozladım. Ya yaptım işte bi'şeyler neyse.

Eve geldim kurdum falan o detayları geçiyorum, zaten wifi olduğu için 3G'yi kullanmadım bile. Ama denemek için açtım. Deniyorum. Denedim. İçinde HP Connection Manager diye bir program var. Çakılı geliyor. Orda bi'kaç ayar falan. Onları da anlatmıyorum. Çat! Aaa bağlandı lan. Ne güzelmiş falan dedim kendi kendime. Aa dedim iyiymiş falan dedim sonra. Aaa alıym bunu gidiym ben dedim. Nerde kalırsam kaliym dedim. Sonra kapattım. (Ya da kapattığımı sandım, bak işte ondan çok emin değilim.)

Tabi her yeni kurulan windows gibi, çatır çatır güncelleme yapmaya başladı alet, dingdong bu güncelleştirmesi var, dongding şu güncelleştirmesi var, dorillong bi güncelleştirme daha var, hoppa güncelleştirmeler bitmiyor. Ben de tabi güncel hayattan kopamayan bi' insan olduğum içün güncelledikçe güncelliyorum. Oooh aksın mb'lar.

Sonra ertesi gün farkettim. Bu HP konekşın manıcır'ın üzerinde data kullanımı sayacı var. Dıkş! Ohaşimatsu. 250 MB diyor. 36 dakikada. #yuha.

Olm gün içinde bi msn gtalk falan yani, bu kadar olur mu? Bence olmaz. Evet olmaz. Deyip. Turkcell Çağrı Merkezini aradım. (Oha asıl konuya daha yeni gelebildim lan, biraz uzattım galiba, neyse oldu bi' kere artık.) Bi' yandan da düşünüyorum, "ulan acaba güncelleştirmeleri wifi yerine 3G'den mi yaptık, o yüzden mi böyle bi' girizgah oldu bize" diye.

Açıldı telefon, "Alo?" dedim.

Telefondaki kadın, "Vıdı vıdı vıdı hoşgeldiniz, ben şu." dedi.

"Aa merhaba Şu hanım, ben bu HP Dm1 kampanyanızla ilgili bi'şey soracaktım, dün bu cihazı aldım, 1 gb kampanya ile... -vıdı vıdı bıdı bıdı vıd vıd vıd bıdı bıdı vıd vıdı- nasıl oluyor da 36 dakikada 250 mb giriyor bana?" dedim.

Kadın da "Ben sizi bu konuda daha uzman birine bağlıyim" diyerek beklemeye aldı. (Lan madem uzman değilsin, ne iki saattir anlattırıyorsun, direkt bağlasana dingiliz, dedim içimden ben de.

Sonra uzman olduğu söylenen hadın açtı telefonu, merhaba hoşgeldiniz ben Öteki, nasıl yardımcı olabilirim? dedi.

Az önceki Şu'ya anlattığım her şeyi tekrardan "Öteki" hanına anlattım. Nasıl oluyor da 36 dakika kullanımda 250 MB oluyor, yani sadece msn gtalk falan kullandım, herhangi bi'şey indirmedim falan dedim.

Kadın da en bilmiş tavrıyla bana, "Aaa bilmemkim bey (bilmemkim ben oluyorum) ama bu hatlarda hem indirdiğiniz hem de yüklediğiniz data faturanıza yansır dedi. (Vay bee! Uzman görüşüne bak. )

"Öteki hanım" dedim. "Ben interneti dün kullanmaya başlamadım. O dediklerinizi biliyorum. Siz bana şu andaki güncel kullanımımı bir teyit edebilir misiniz, belki bu HP Konekşın Menıcır mı yanlış mı acaba mı hesaplama mı yapıyor mu acaba mı mı ha ne dersiniz mi bakiym?" dedim.

"Kalan yazıp 2260'a gönderdiniz mi?" dedi. 48 saat öncesine kadar ki kullanımınızı bu şekilde öğrenebilirsiniz." dedi.

Ooooyt delireceğimdir. "Yahu" dedim, "ben zaten daha dün aldım cihazı ne 48 saati? Daha 48 saat geçmedi ki üzerinden. Neyin kullanım oranını göndereceksiniz bana" dedim.

Aman da vıdı vıdı vıdı yaptı, yok işte böyleymiş de, kalan yazıcakmışım da, orda yazıosa doğrudur da, falan da filan. (Ya şu en başta anlattığım güncelleştirmeleri yaparken 3G'yi kapatıp kapatmadığımı da tam bilmiyorum ki, ondan bir emin olsam pata küte girişicem ama işte neyse.)

Sonuç hiç'bi yardım alamadım sağolsunlar kendilerinden. Şimdi kendi bireysel çözümlerimi kendim gerçekleştirip 3G modülünü kapalı tutuyorum. Sadece wifi bağlantısının olmadığı alanlarda aktivasyon enerjisini veriyorum. Ay sonunda nası bi' fatura gelecek onu da merak etmeden yerimde duramıyorum.

Orman ne güzel ne güzel hey!

Bu süpersonik resim işleme teknikleri ile hazırladığım görseli de,
Turkcell Çağrı Merkezine armağan ediyorum.

Müzik ruhun hatasıdır (edited)

Olm sevgili günlük, biliyorsun benim siyah japon bir sevgilim var. (Seksi fotoğrafları için sağ tık yeni sekme) işte uzun zamandır kendisiyle çok derinlemesine ilişkiler içine girişemiyordum. Ama bugün havanın da soğuk olmasının verdiği güçle, kendisine sağlı sollu bi' giriştim, ağzını yüzünü dağıttım kendisinin.

Ve işte bu çabam sonucunda da şöyle meyveler aldım. Geel akşam pazarı geel.

Bu 1:


Bu 2:


Bu 3:
[bak bu biraz gürültülü öyle pat diye açıp da sonra, la leyli labalubada lamburleyli lap lup anlamam]

Bu 4:


Bunları şurada kayıt altına almaya çalışıyorum ama tabi malum iş yoğunluğu falan anca böyle sıkıldıkça zaman buldukça oldukça olmadıkça dıkça dıkş. Şurası dediğim yere buradan gidiliyor.

Haydi selametle.

Edüt: Lan hiç söylemiyo'sunuz. 2 ile 3'e aynı parçayı koymuşuz. Dinlemiyo' musunuz lan yoksa? :))

Ben yine de 6'yı seviyorum


Asdfgh hatta fşfşfş ve hatta qwertyu :))))

"4 ayağı var iskemleenin."
"Ne biliim 6 öyle 5'le 7 arasında durur."


25.02.2011

yazı gelecek buraya

Merhaba sevgili günlük, bak ne kadar nazik başlıyorum yazıya.

Ama devam edemiyorum, yarın yazıcam geç oldu.

Buraya Turkcell çağrı merkezi ile yaptığım anlamsız telefon konuşması gelecek.

Yarın falan yazarım, ama gün içinde yazamam, gece anca. Bakalım. Neyse.

21.02.2011

14. Geleneksel Fotoğraf Pazarı - Dostluk

Sevgili Geleneksel Fotoğraf Pazarı tiryakileri. Uzun zamandan beridir bu etkinliğe fazla zaman ayıramıyordum [aslında hâlâ ayıramıyorum] ama bugün tamamen tesadüfi etkenlerin bir araya gelmesiyle kendimi sabahın saat 8:00'inde [evet yanlış duymadınız Pazar günü sabah 8:00'de] Beşiktaş vapuru beklerken buldum.

Haliyle o güzel nemli İstanbul sabahında, bu uzun zamandan beridir yan yana duran iki dostu fotoğraflamadan edemedim. (Oha amma romantik gidiyor lan yazı)

Bu nedenle de bu haftanın konu başlığını "Dostluk" olarak belirledim. İşte bu konu için çekmiş olduğum fotoğraf da aşağıdadır. Saat de 8:00 sularıdır, yer de Kadıköy İskelesine gelmeden minibüs durakları var ya, işte onu geçtikten sonraki telefon kulübesidir. Çünkü o anda yağmur yağıyordur.

[Tıklarsak büyür diye umuyorum]

20.02.2011

Kitap mitap aldım

[Süpersonik Photoshop yeteneklerimle çoğaltıp, fazla fazla gösterdiğim kitaplar :]] ]

Özet geçiyorum, sevgili günlük, gördüğün gibi bugün kendime bazı bazı kitaplar aldım. Bugün de böyle bir gündü. Hadi görüşürüz.

19.02.2011

fülüfüd

Olm sevgili günlük, dakikalardır bir swf izleyip izleyip için için kopuyorum, kendimi durduramıyorum, durup durup içimden "fülüd" diyesim geliyor, sesli güldüm hatta arada asdfghjklş bile demiş olabilirim. (KıreyziGörl'ün blogunda gördüm, haybinswf görmez olaydım, resmen re'sen otomatiğe bağlandım.) [Ges uleayn!]

Malı Arap Faik'ten alıyoruz bu arada gençler. Türkiye'ye fülüdün gelişi tee Arap Faik'e dayanır. İşte bu canhıraş swf'de de bahsedilen bu yürek burkan iç parçalayan duruma içip içip ağlayan Arap Faik, kurduğu dış ticaret firması ile Arabistan'dan fülüd ithalatına girişir. Sonra satışlar patlar tabi. Çünkü oğluna bi fülüd alamayan adama adam mı denir FaikBaba, Faik Babaaa?


Faik Baba ise bu arada fülüd satışlarından elde ettiği gelirle Kopakabana'da alevli margarita içip, kızlarla lumbago dansı yapmaktadır. (Lumbago değildi lan sanki o başka bi'şeydi. Neysne.)

Olm normalde bayağı damar duygusal bir sahne bu aslında, ama olmuyor yapamıyorum, resmen yarın boğazıma girecek ekmeği düşünüyorum lan ben, nafakamızı fülüde mi yatıralım? Sonra neymiş, hepsinin fülüdü varmış haa, hepsinin fülüdü varmış!

Söylesenize kaç para lan ulan fülüd?

Ahahahaha, olm çok sesli güldüm hadi hayırlısı bakalım. (Neden susacakmışım, nedennn?)

İşte burada. [seksifotograflarıiçinsağtıkyenisekme]

17.02.2011

ah keşkem keşkem keşkem

- Sen de diğer erkekler gibisin!
- Keşke sen de diğer kadınlar gibi olsaydın.

Evet sevgili günlük, böyle de alakasız bir konuşma ile bugünkü yazımıza başlıyoruz. Yazımıza diyoruz çünkü yazıyı içselleştirmeni ve bağrına basmanı böğrüne sokmanı istiyoruz, ruz diyoruz çünkü o çoğultucu bir sonek, olaya çoğulluk katıyor, uz diyor, biz diyor, istiyoruz diyor, burada yazar içindeki diğer karakterlere sesleniyor.

Ve hemen de aklımızda beliriyor bir "ah keşkem keşkem keşkem, bir keşkek olsaydı da yeseydik keşkem.", sahi keşkek neydi kuzum? [kuzum mu?] Bak bu köşeliparantez'in içindekileri küçük yazdım mesela, ama şimdi yayınlayınca büyük görünecek, yazımın karakteristik özelliği bozuluyor lan google. Düzeltin lan şunu. Yeni şablon yaptık falan ama yok, düzelmedi, düzelmeyecek biliyorum, nayır, nolabilemez, neysne.

Karar verdim Java ve PHP öğrenmeye başlayacağım. Java bir programlama dili, PHP de öyle. Her Social Network filminden çıkan fani gibi ben de bir site yapıp paranın çok afedersin ağzını yüzünü kırarım diye düşünüyorum. Ki filme gitmedim bile, iradeyi sen düşün.

Oh be, kaç gündür yazamamamamamın sebebi, [oha kaç tane mama var orada] çaysızlıkmış. bugün kendime 350milyon bardak çay yükledim bir faltaşı bir fel fecr durumlarına saptım.

Gene gelirim ben, hadi görüşürüz.

Dipnöt: Hayatımda hiç keşkek yemedim lan ben, ne alaka, keşkül diyelim ona, o daha güzel.

12.02.2011

hatırlatma

buraya kitap okumak ve çevre bilinci ile ilgili çok acayip bir yazı gelecek, ama yarın, yani aslında bugün, ama şimdi değil, sabah, ya da öğlen gibi, bakalım, bilmiyorum.

#ironik kehanet

Sosyal medyanın geleceği ile ilgili bir yazı yazacaktım, biraz friendfeed'de biraz twitter'da falan bakındıktan sonra ne yazacağımı unuttum, vazgeçtim.

#ironikoldulan :]

Dipnotdediğindipteolur: albudaşarkı

[The Red Jumpsuit Appratus - False Pretense]

sekrifays!

Şeytan diyor ki yanaş şuna, kafa göz dal!

- Lan sevgili günlük! Olm acayip sinirlendim bak şimdi. Bu blogspot dalaylaması, bu blog için eski yazı düzenleme ekranını açıyor, başka bir blog için başka bir yazı düzenleme ekranını açıyor, ve başka bir blog için açtığı başka bir yazı düzenleme ekranı, bu blog için açtığı eski yazı düzenleme ekranından daha bir güzel daha bir yahşi daha bir yeni daha bir kullanışlı görünüyor, neden böyle oluyor lan? Neden yapıyorsun bunu bana blogger, beni neden yoruyo'sun?

- Sebebi yook!

Şeytan diyor ki yanaş şuna, kafa göz dal!

11.02.2011

Sevgili anlık

Saat 01:26.
Sevgili günlük bugün senin için yeni şablon tasarımı yaptım.
Şaka lan şaka zaten hazır vardı.
Umarım açık sözlülüğümle senden hakettiğim takdiri alırım.
Tamam.
Stop.
Saat 01:27.

2.02.2011

Gribal enfeksiyonlara geliyorum mütemadiyen, ama dur

Lan olm ne biçim bir sağlık anlayışı var benim bünyemin. Nasıl bir direnç nasıl bir bağışıklık sistemim var, nedir yani? İnsan 2 ayda bir grip olur mu lan!!

Ondan sonra sağlık sistemi şöyle böyle.

Efenim şimdi bilen bilir, ben genel itibariyle burnu kırık bir insan olduğum için benim için kışlar soğuk ve tıkalı, yazlar ılık ve yağışlı geçer. (bir cümlede iki kere için kullanarak da dil bilgimin ne kadar zengin olduğunu göstermiş olayım, çok zenginim, için zenginiyim ben. böek.)

Böek dedim de aklıma geldi, bugün su böreği yedim. Ve o kadar.

Tabi dün de bahsettiğim gibi, antibiyotiklerin etkisiyle kafa zibilyonlarda bu ara. Bugün koskoca müdüre gel sen "naber lan dübüş?" de. Lan müdüre dübüş denir mi? Sonra gelsin güvenlikler falan, alsınlar falan seni. Sonra asansörle inerken kıvrak bir göbek hareketiyle iki güvenlikçiyi de saf dışı bırakmamışmıyım ben, tabi telsizleri falan var bunların, hemen zemin kattaki amirlerine yetiştirdiler bunlar da, lan ağlamayın olm falan derken asansör zemin kata inmesin mi, insin, kapılar açılınca ben bi' vatiz matrix stili uçarlı dönerli tekmelerle kendi etrafımda 270 derece göbek eksenli dönüşler yaparak ekipler amirine girişmeyeyim mi, hem de nasıl. Yok lan yok şaka, koskoca müdüre dübüş denir mi? :] Hayret bi' şey ha sen de.

Şaka maka (ne şakası lan hastayız diyoruz şakası neresinde bunun) boğazlarım fena ağrıyor be günlük. Faranjit oldum sanırım. Zaten öyle ben. Grip oldum mu hiç sekmez, direkt faranjit de gelir. Gelirler böyle bi' 10 15 gün kalırlar bende. Ama bu da can. Ben de bir canım. Canlıyım. İnsanım lan ben de. Boğazlar Kanunu'nun bilmemkaçıncı maddesi uyarınca ben bu faranjitin ülke dışına sürülmesini talep ediyorum, yetkili makamlara arzederim.

Ama artık sana bir sürprizim var kader, kahpe kader, ağlarını ördün mü, yardan yok hiç haber, yaşıyor musun öldün mü lan bir ara bir sor Allahaşkına zerzevat. En yakında zamanda ameliyat olup, aldıracağım bütün kırıklarını burnumun. Sonra sen sağ ben selamet.

Bir de bugün yarım saatten fazla sabah ayazında servis bekledim. Zaten hastayım, neymiş efenim yolda kalmışmış da yeni araç gelecekmişmiş de, bikbik de, bikbik. Bekledik tabi. Soğuktan ayaklarımın formu değişti. Hasta oldum ya üstüste gelin hepiniz. Hepiniz binin sırtıma.

Secretcv, lan olm sen de bana mail göndermekten vazgeç. İhtiyacım olsa göndermezsin aq.

Bu yazımızı da tamburi ahmedihacivat efendinin en nadide hicaz eserlerinden bir tanesi ile bitirelim, tüm insanlık için geliyor, ve diyor ki;


hey Co?

Sanırım aldığım antibayotiklerin etkisinden olacak ki, biraz biraz kafayı bulmuş durumdayım. Öyle değil mi Co?

Co benim hayali arkadaşım, kuyruğu var kendisinin.

Neyse ne diyordum, heh, sanırım aldığım antibayotiklerin etkisinden olacak ki, biraz biraz kafayı bulmuş durumdayım. Öyle değil mi Co?

Co? Hey, Co nerede?
[Hastayım az...]

Ben hastayken çok galvanik olurum.

[şarkı var burada] (sağ tık yeni sekme)